GÜNLÜĞÜMDEN : KORE'DEYİM! Incheon Havaalanı ve Metro Ulaşım Karmaşıklığı! VE BAŞIMIN BELASI BAVULUM!
O an gelmişti. Bildiğim bir yere gidiyordum sonunda... Kore'ye. Bu ferahlama, tüm ferahlamalarımın en kurtuldum olanlarındandı. Uçağa doğru yürürken, soru sorduğum Koreli adamla baya sohbet ettik. Yaşım, okulum, bölümüm, ülkemden bahsettik. Ve tabi ki neden Kore? diye sormuştu. O da bir haber şirketinde sunucuymuş galiba şu an tam hatırlamıyorum ama kartını verdi. Daha önce Türkiye'ye gelmiş, bu sene de gidecekmiş. Türkiye'yi sevdiğini, işi için de orada bulunduğunu söyledi. Uçağa bindiğimde gözlerimi kapadım; ne hareket ettiğini, ne de kalkışı hissettim. Gözlerimi kapattığım an uyumuşum.( Bayılmışım demek daha doğru olur; hatırlarsanız Kazakistan'da zorlu bir macera geçirdim ve bir buçuk gün ayakta kalarak fazlasıyla yürüdüm.) 2 saat sonra uyandım, etrafı izledim, yine uyumaya çalıştım. Önceki uçuşumda hiç uyumamama rağmen vakit hemen geçmişti. Bir şeyler yazıp çizdim. Yine Astana hava yoluyla uçuyordum.Uçuşun 5 saat 10 dakika sürmesi gerekip Kore saatiyle sabah altıda inmemiz gereken uçak yedide indi. 1 saat Incheon üstünde oyalandı.
O kadar bulut vardı ki böyle bir görüntü daha önce hiç görmedim; resmen hiçbir şey gözükmüyordu ve beklenen durum; yağmur damlaları camları ıslatmaya başlamıştı bile. Hep duyduğum bir şey varsa o da Kore'nin hep yağışlı olduğuydu; özellikle yazın ani sağanak yağışlarından bahsedilir. Belli ki beni de yağmuruyla karşılıyordu. Muhtemelen uçağın hemen iniş yapamaması bu yüzdendi. Hayatımda ilk defa uçağın kanatlarına şimşek çakarken görmüş ve korkmuştum. Meğersem bir sorun değilmiş ama tabi bunu yaşarken bilmiyodum. Camdan dışarıyı gördüğüm fırtına, fena gerilimdi.
Ve sonunda iniş yaptı tabi.
Metro girişini bulunca bu sefer bilet almam gerekti. Gelmeden önce bakmıştım nasıl alındığına, İngilizce seçenek vardı. Bu yüzden rahattım. Ay rahatlığım batsın diyeceğim, bir şeyi beceremedim. İngilizcede sağ olsun İngilizcem yetmedi diyeceğim ama bilet makinesindeki ingilizce anlayışı latin harfli olması sanırım. Nasıl kullanıldığı hakkında bir açıklama yok. Neyime güvenerek geldim ben buraya? Aman yaparım ben diyerek... Birilerine sordum Koreli iki kadın yardımcı olamadı. O esnada bir Koreli adamın bizi dinlediğini fark ettim. Tam böyle bu işi bilecek bir tip gibi gözüküyordu, hemen bana yöneldi. Günlük değil tek geçişlik bilet tuşundan, gideceğim yeri sorup seçti. (Makinede ki mantık şöylemiş; neredeysen ve nereye gideceksen o durak isimlerini seçiyorsun.) sonra parayı ona uzattım halloldu . Buradan her seferinde kart alıyorsun karta gideceğin yere göre geçiş veriyor dedi. Tamam tek geçişlik kart ama gideceğin yerde aktarma yapman lazımsa bu kartla devam ediyorsun istediğin yere vardığında kartı iade ediyorsun. O da sana başta aldığı depozitoyu geri veriyor. Kartın depozitosu 500 Kore wonu. ( O zamanlar 1.000 KRW yaklaşık 3 tl ise bu kart 1.5 tl idi ama tabi şimdi kur baya değiştiğinden iki katına kadar daha pahalıdır.)
Bilet fiyatıda gideceğin mesafeye göre değişiyor. Metro çıkışlarında yine kartı okutuyorsun tabii. Farklı yerde inmek istersen falan orada olaylar biraz karışıyor tam çözemedim ama mesafe aynıysa sorun olmuyormuş sanırım neyse adama çok teşekkür edip yola devam ediyorum. Bir aktarma yapmam lazım, kartı bastım, geçtim. Aman yarabbi o da ne? Ne o?! O ney harbiden... Merdivenden başka bir şey yok... Yürüyen merdiven mi? O da ne? Asansörü sordum. O da yok dediler. Başımdan aşağı dökülen kaynar suların tarifini sizi anlatamam... Ha gayret az merdivenmiş zaten diyerek yüklendim 16 kilogram bir anda patır patır indim, neyse kurtuldum diye seviniyorum. Tabii saftirik(kendime söylenmeyi hiç ihmal etmem.) sıra geldi aktarmaya o merdivenler nedir? Git git, çık çık bitmiyor. Neyse metroda yine biraz dinleniyorum, henüz gökyüzünü göremedim. Sanki akşam gibi derken metro bir ara dışarıdan geçti. Aman yarabbi o nasıl bir hava? Grilik de bir problem yok (Ki solgun hava iç karartıcı olur ama pollyanna tarafından bakıyorum olaya.) Bir yağıyor ki... Durak gelip kapı açıldığında içerisi öyle bir ıslanıyor ki döver gibi hızlı hızlı. Bu nasıl sağanak? Bu mudur Muson yağmurları dedikleri? Hadi bakalım diyerek bir iç çekiş sonucunda Myeong-dong metro istasyonundayım.
Ta daaa! İniyorum, beşinci çıkış nerede bakıyorum. Bir Merdiven var bayağı uzun, ha gayret diyorum, bitiyor, dönüyoru, biraz daha koymuşlar, hadi onu da çıkarıyorum ama bittim artık. Mecalim yok ne kadar uykusuz ve ne kadar zamandır ayakta olduğumu düşünmek istemiyorum. Bedenim pert; düşünürsem pes. O merdivende bitti, metro kartınu okuttum, makineye gidip kartı iade edip depozitoyu geri aldım. E malum artık dışarı çıkacağım diye şemsiye lazım. Allah'tan annem, orada şemsiye bulup almakla mı uğraşacaksın; evdeki şemsiyeyi götür işte demişti de iyi ki almışım. Bavulumun kolay yerine koymuştum. Bavulu açmışken sırt çantamı da oraya sıkıştırdım çünkü o da çok ağırdı. Omuzlarımı ağrıtmıştı. Bir de şimdi bir elimde bavulu çekip bir elimde şemsiye derken kolaylık olsun dedim. Ay daha mı beter oldu bavul bir ağırlaştı neyse kapattım. Şemsiye elimde beşinci çıkışa döndüm ne göreyim kaç kat merdiven daha... Görmez olaydım demek istemiyorum ama nasıl bir psikoloji içindeydim cidden bilmiyorum, karşıma ne çıkarsa çıksın üstesinden gelebilecekmişim gibi sakindim ve nasıl oluyorsa gücüm vardı. Kalacağım yerin yani K-Guesthouse Myeongdong1 'in yerini teyit etmek için oradaki, metronun içindeki restorana sordum. Hemen orayı aradı, doğru istasyondaymışım. (Dedim yanlışsa boşu boşuna çıkar mıyım o kadar merdiveni ) Ha gayret diyerek bir elimle merdivenin tutunma yerinden güç alıp diğer elimde bavulu taşıyorum. Henüz şemsiyeyi açmamıştım. Merdiven 3 kısımdan oluşuyordu, bir kısım bitene kadar durmuyorum biri bitirdim 2yi bitirdim dinleniyorum. Sadece tek elle taşıdığımdan elim titriyor artık. Bir adam geldi, size yardım edeyim dedi. Çok ağır falan demeye kalmadan taşıdı. Kıyamam amcaya üzüldüm vallahi, nasıl teşekkür ettim iyi ki var. Artık dışarıdayım. Kore'de. Seul'de. Myeong-dong'ta!
Eğer Myeong-dong metrosunu ve çıktığım merdivenleri görmek istiyorsan youtube'ta ki şu videomu incelemelisin;
Ay yok ben bu kadar yazıyı okumaya üşeniyorum her anı seninle yaşıyayım diyorsan youtube'ta ki Kore'ye yolculuk videomu sırayla izlemelisin. ^^
instagram: Yura_Kaori
Yorumlar
Yorum Gönder